Gündelik hayatın akışı içerisinde endişeli hissetmek, zaman zaman kaygı yaşamak hayatın normal bir parçası olarak kabul edilmektedir. Hatta kaygının bir noktaya kadar hayatımızdaki varlığının işlevsel bir tarafı da söz konusudur. Anksiyete gündelik rutin işlevselliği bozacak düzeyde kişinin hayatında yer alıyorsa burada kaygının işlevsel bir tarafından söz edemeyiz. Burada kaygı bozukluğu kavramı devreye girmektedir. Kaygı bozukluğu kavramı ise zaman zaman hissedilen korku ya da endişeden çok daha fazlasını kapsamaktadır. Kişi kaygı bozukluğuna sahipse kaygı belirtileri sık sık, birçok durum çerçevesinde kişinin hayatında yerini sürdürmektedir. Anksiyete tedavisi için adım atılmadığı durumlarda kişinin yaşantısındaki mevcut kaygı belirtileri daha da kişinin hayatını zora sokmaktadır.
Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) Nedir?
Kaygı bozukluğu, kişilerin gündelik yaşantısı içerisindeki durumlar, olaylar karşısında sıklıkla yoğun, aşırı olarak yaşadıkları endişe, korku ve kaygı duygularının birlikte yer aldığı klinik bir tablodan oluşmaktadır. Kaygı bozukluğu gerçek bir tehlike durumu ile karşı karşıya kalınmadığı takdirde dahi kişinin bu duyguları ve daha fazlasını gündelik rutin işlevselliği etkilenebilecek ölçüde deneyimlediği bir psikiyatrik durumdur.
Anksiyete Bozukluğu Neden Olur?
Anksiyete bozukluklarının tek bir nedeni olmamakla beraber birden fazla faktör anksiyete bozukluklarına yol açmaktadır. Genetik faktörler, öğrenilmiş deneyimler, cinsiyetler açısından farklılıklar, birtakım kişilik özellikleri, stresli yaşam olayları ve travmatik deneyimlere maruz kalmak ve daha fazlası anksiyete bozukluklarının nedenleri arasında yer almaktadır.
Anksiyete Belirtileri Neler?
Anksiyete belirtileri fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan kişilerin yaşantısını etkileyebilecek bir semptomlar listesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Psikolojik Semptomlar:
- Endişe
- Korku
- Gerilim
- Sinirlilik
- Huzursuzluk
- Konsantrasyon Güçlükleri
- Düşük Ruh Hali ve Depresyon
- Uyku Sorunları
Fiziksel Semptomlar:
- Terleme ve Kızarma
- Baş Dönmesi ve Baş Ağrısı
- Hızlı Kalp Atışı ve Nefes Alma
- Göğüste Sıkışma ve Ağrı
- Mide Bulantısı
- Bedenin Herhangi Bir Yerinde Ağrı Hissi
- Karıncalanma Hissi
Sosyal Semptomlar:
- Kişiler arası ilişkilerden kaçınmak
- Kaygıyı tetikleyici ortamlardan, kişilerden ve durumlardan kaçınmak
- İş, okul ve diğer gündelik rutinlerin sürdürülmesinde zorlukların yaşanması
Kaygı Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?
Kaygı bozukluklarının tedavisinde psikoterapi ve farmakolojik tedavi sürecin bir parçası olarak görülmektedir. Psikoterapi süreci; kaygınızın temelini anlamak, kaygı bozukluğunuza ilişkin detaylı bir öykü almakla başlar. Ardından Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ile kaygıya yönelik inançlarınız, düşünceleriniz ve düşünce kalıplarınızla psikoterapi yolculuğunuzda çalışılır. Bu düşünce kalıplarınızın değiştirilmesi ve kaçınma davranışlarınızın azaltılarak ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Psikoterapi sürecinde stresli yaşam olayları ile ve kaygı semptomları ile baş etmeye yönelik yöntemler üzerine çalışılmaktadır. Gevşeme teknikleri, nefes egzersizleri gibi tekniklerin kişiye öğretilmesi ve kişi tarafından uygulanmasını sağlamak da psikoterapinin hedefleri arasında yer almaktadır. Kaygı bozukluğu ile çalışılırken EMDR’ da etkili terapi ekolleri arasında görülmektedir.
Anksiyete Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Tedavi edilmeyen anksiyete bozuklukları kişinin yaşadığı semptomların şiddetlenmesine, semptomların daha dirençli olmasına ve kişinin hayatının her alanını etkilemesine yol açmaktadır. Beraberinde tedavi edilmeyen anksiyete kişilerin yaşantısı içerisinde eşlik eden farklı ruhsal sorunların da görülmesine yol açmaktadır. Anksiyete ile baş etmek adına kişiler alkol ve madde kullanımına yönelebilir. Bu durum bağımlılıkların doğmasına yol açacaktır. Anksiyete tedavi edilmediği noktada depresyon da sıklıkla anksiyete semptomlarına eşlik etmektedir. Bu ve bu ruhsal sorunların çok daha fazlası tedavi edilmeyen anksiyete bozukluklarında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Dolayısı ile erken tedavi ve erken müdahale her zaman ve her koşulda oldukça önemli bir noktada yer almaktadır.
Anksiyete Bozukluğu Olan Kişiye Nasıl Davranılmalı?
Kişinin içerisinde bulunduğu durum ve yaşadığı semptomlar küçümsenmemelidir. Empatik bir yaklaşım benimseyerek anksiyete bozukluğu ile mücadele eden yakınınıza yaklaşmanız oldukça önemlidir. Yaşadığı durumları, duyguları ve düşünceleri dinleyerek, anlamaya çalışmak ve destekleyici bir yaklaşım ile yakınınız ile temasta bulunmak önemlidir. Yakınınızın yaşadıklarını inkar etmemelisiniz ve süreç içerisinde sabırlı olmalısınız. Kendisini rahatlatıcı egzersizlere teşvik ederek ve onunla beraber bu durum ile baş etmek adına yapılabilecekleri araştırmakla destekleyici yaklaşımınızı kendisine gösterebilirsiniz. Profesyonel bir destek almak adına kendisini teşvik etmek, birlikte bu alanda çalışan uzmanları araştırarak onun tedaviye yönelik isteğini arttırmayı hedefleyebilirsiniz.
Anksiyete Krizi Nasıl Geçer?
Anksiyete krizinin geçmesi adına birçok farklı yöntem yer almaktadır. Hareket halinde olmak, yürüyüş yapmak zihinsel durumunuzu değiştirmeniz üzerinde etkili bir yöntemdir. Yürüyüş yapmanız o an için mümkün dahi olmasa da bulunduğunuz odanın içerisinde dolaşmak hafif bir fiziksel egzersiz bile etkili olacaktır. Güvendiğiniz bir yakınınız, arkadaşınız ile yaşadıklarınızı, duygularınızı ve düşüncelerinizi de paylaşmak, ifade etmek farklı bir bakış açısı ile yaşadıklarınıza bakmanızı sağlayabilir. Bu gibi anksiyete atağı geçirdiğiniz durumlarda kahveden, kafeinli içeceklerden uzak kalmak da sürece iyi gelecektir. Bu ataklar esnasında dikkatinizi dağıtmak en etkili yöntemler arasında görülmektedir. Sevdiğiniz bir müziği dinlemek, komik bir video izlemek ve belki de en sevdiğiniz diziyi açıp izlemek dikkat dağıtıcı aktiviteler arasında yer alabilir. Gevşeme egzersizleri, meditasyon ve nefes egzersizleri de anksiyete atağınızı rahatlatmak adına yapılabilecekler listenizde yer almalıdır. Anksiyete atağınıza dair öncesinde bir yapılabilecekler listesi hazırlamak, acil durum planı hazırlamak olası senaryolara yönelik alınabilecek önlemleri önceden belirlemek anksiyete atağına yönelik hazırlıklı olmanızı ve atakla daha kolay baş etmenizi sağlayacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Uzun süreli devam eden bir kaygı, endişe ve korku halinizin olup olmadığı üzerine kendinizi gözlemleyin. Gündelik yaşantınız içerisinde mevcut endişeleneceğiniz bir durum olmasa dahi gerginlik ve endişe haliniz devam edebilir. Mevcut kaygılı ve endişeli duygularınızın gündelik rutininizi ve işlevselliğinizi etkileyip etkilemediğini gözlemleyin. Kaygınız kaçınma davranışlarınızın olmasına yol açabilir. Kaygılı, endişeli ve gergin hissetmeniz bedensel olarak kalp çarpıntısı, halsizlik, terleme ve daha birçok semptoma da yol açmaktadır. Bunları da gözlemlemek anksiyeteyi anlamak açısından önemli olacaktır.
Birbiri ile fazlasıyla karıştırılma ihtimali olabilen bu iki terim arasında bazı temel farklılıklar söz konusudur. Anksiyete kişilerin yaşantısı içerisinde yavaş yavaş oluşabilen ve aylarca sürebilen bir durumken; panik atak ise aniden ortaya çıkabilen dakikalarca sürebilen bir semptomlar tablosundan oluşmaktadır.
Anksiyete her yaş grubundan kişide görülebilen ve her kesimden insanı etkileyebilen bir klinik tablo olarak karşımıza çıkmaktadır.
Anksiyete bozuklukları sıklıkla karşımıza çıkan bir klinik tablodur. Tedaviye başvuru olmasıyla beraber psikoterapi süreci ve farmakolojik tedavinin desteği ile de anksiyete bozuklukları tedavi edilmektedir.
Anksiyete günün herhangi bir zaman diliminde kişilerin yaşantıları içerisinde karşılaşabilecekleri bir durumdur. Kişiler zaman zaman geceleri anksiyetenin şiddetlendiğini tariflemektedir. Bunun temel nedeni arasında; kişiler gün içerisinde günlük aktivitelerine yönelik ilgilerini ve odaklarını yönelttikleri için gün içinde kaygıları ve endişeleri geri planda kalır. Geceleri ise uyumak üzerine uzandığınızda ve odaklanacağınız bir şey olmadığı zaman kaygılarınız ve endişeleriniz ile karşı karşıya kalmış hissedebilirsiniz.
Anksiyetesi olan kişiler geçmiş, gelecek ve bugün hakkında yoğun endişe ve kaygılar yaşayabilir. Kendisini sürekli, sık sık gergin hissedebilir ve konsantrasyon güçlükleri ile mücadele eder. Bu kişilerin kendisine kaygı yaratan durumlar, kişiler ve yerlerden kaçınma davranışları görülmektedir. Boş zamanlarının ve anın tadını çıkarmak da güçlük çekmektedirler.
Anksiyete bozuklukları her yaş grubundan ve her kesimden kişiyi etkisi altına alan ve hayatını önemli ölçüde etkileyen bir klinik tablodur. Yine de anksiyete bozuklukları kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görülmektedir.
Kaygı ve kaygının beraberinde getirdiği bazı semptomlar tek başına bir psikiyatrik bozukluk olarak ele alınmamaktadır. Anksiyete bozukluğu ve anksiyete bozukluğunun beraberinde getirdiği semptomlar bir psikiyatrik bozukluk olarak görülmektedir.
Tedavi edilmeyen ve ilerleyen anksiyete kişinin gündelik rutin yaşantısı içerisindeki işlevselliğini sürdürmesini önemli ölçüde etkileyecektir. Beraberinde semptomların tedavi edilmemesi eşlik eden farklı ruhsal sorunların doğmasına da neden olacaktır. Örneğin; tedavi edilmeyen ve ilerleyen anksiyete depresyona, uyku sorunlarına, anksiyete ile baş etmeye çalışmak adına alkol ve madde kullanımına, ardından bağımlılıklara ve daha birçok soruna yol açabilir.
Anksiyete bozukluğu ile mücadele eden bir yakınız var ise öncelikle onun yaşadıklarını küçümsememekle ve yaşadıklarını anlamaya çalışmak ile empatik bir yaklaşım vasıtasıyla kendisine yaklaşın. Süreç içerisinde sabırlı olmanız oldukça önemlidir. Profesyonel bir destek alması noktasında ona destek olmak ve yardımcı olmak, tedavi sürecine yönlendirmek adına kendisini teşvik etmek yapılacaklar arasında yer almaktadır.
Kaygı ve kaygının beraberinde getirdiği semptomlara dair stresi azaltmanın bir yolu olan bu 3-3-3-kuralı farkındalık temelli bir egzersizdir. Bu kurala göre; etrafınızdaki nesneleri gözlemleyerek 3 nesneye odaklanmanız, etrafınızdaki 3 sese odaklanmanız ve vücudunuzu dik tutarak vücudunuzun 3 ayrı bölümünü (ayak bileği, kollar ve parmaklar benzeri) hareket ettirmeniz istenmektedir.
Anksiyete bozukluklarının düzelmesi ile ilişkili net bir zaman diliminden bahsetmek doğru olmayacaktır. Kişinin yaşadığı anksiyetenin türüne göre, ne kadar süredir bu durum ile mücadele ettiğine göre, kişinin anksiyetesini tetikleyici durum ile faktörlere göre ve daha birçok sebebe göre bu zaman dilimi değişkenlik göstermektedir.